Ürdün – Petra

Sempatik şoförümüz Mahmood’un eline ayağına sağlık, Vadi Rum’daki kamptan çıkınca birkaç saat içinde Petra’ya ulaştık. Petra Nebatiler tarafından M.Ö. 300 yılı civarında kurulmuş devasa bir antik şehir. Nebatiler göç ve ticaret yollarının ortasında yaşadıkları için birçok kültür ve dinden etkilenmişler. Şehir aynı Vadi Rum’daki gibi kızıl kayalardan oyulmuş, bu yüzden her açıdan bakınca ayrı bir güzel manzara var. UNESCO Dünya Mirası listesinde de yer alıyor.

petra
Petra’nın her yerinde keçilerini gezdiren bedevileri görmek mümkün.
petra-jordan
Petra’nın girişindeki müthiş Al-Siq geçitinin önünde, başımıza sarılı kefiyelerle poz veriyoruz. İyi ki Petra’ya girmeden heves edip Ürdün’ün bu geleneksel örtülerinden almışız, hava çok sıcak. 
petra
Petra’nın girişinden kıvrıla kıvrıla Al-Khazneh’ye ilerleyen Siq geçidi, kumtaşı kayaların depremlerle ayrılıp, sonra da su ve rüzgarla şekillenmesi ile oluşmuş doğal bir kanyon. Kayaların kırmızı, pembe, krem rengi dalgalarına bakarken kenarlardaki anıt mezar ve heykelleri gözden kaçırmamak lazım.

petra-jordan

Petra’yı ziyaret edecekler için 2 günlük bir bilet almak mantıklı olabilir, biz dünya tatlısı rehberimizle antik şehrin büyük bir kısmını gezdik ama yine de görmediğimiz yerler kaldı. Ayrıca tek günlük bilet fiyatı 50 JOD, iki günlük bilet fiyatı ise 55 JOD.

Petra içinde gezmek epeyce yorucu, ama kimsenin yorgunluktan ya da bir çöl fantezisine kapılarak turist tuzağı develere ya da eşeklere binmesini istemem açıkçası. Bu dayanıklı, emektar hayvancıklar bile yorgunluktan titriyorlarsa ne koşullarda bütün gün çalıştırıldıklarını anlamak çok da zor olmasa gerek.

petra

petra

petra

petra

Akşam saatlerinde Petra’da konaklayacağımız Seven Wonders Bedouin Camp‘e geldik. Burası önceki gece kaldığımız kaldığımız kampla kıyaslanınca çok farklı bir deneyimdi.  Bir kere kesinlikle orası kadar kadar lüks değildi. Şık bir şekilde döşenmiş ayrı ayrı çadırlar yerine daire şekilde dizilmiş metal odacıklar vardı, içlerine de mütevazı bir yatak ve bol bol battaniye konulmuştu. Öte yandan diğer kampa göre çok daha fazla misafir ağırladığı ve ateşin başında topluca vakit geçirilecek alanı daha büyük olduğu için ortam çok daha eğlenceliydi. Yemekten sonra bedeviler ateş başında darbuka çalmaya, şarkılar söylemeye başladılar, ortam daha da şenlendi. Ayrıca büyük ihtimalle dünyanın en yakışıklı bedevisini de burada gördük.

petra
Petra’nın simgesi, meşhur Al-Khazneh (Hazine) bir anda kayaların ardından önüne çıktığında insan çok etkileniyor. Yekpare kayaları oyarak muhteşem bir eser yaratmışlar. Al-Khazneh’nin içine girilmiyor, zaten içinde sadece birkaç odacık varmış.

Birçok kişi bize Petra civarındaki Bedevilerin çok çapkın olduğunu, fırsatını bulurlarsa özellikle Batılı kadınları taciz edeceklerini bu yüzden de onlara pek yüz vermememiz gerektiğini söylemişti. Ben Arda’yla olduğum için rahattım ama ikimiz ne zaman uzaklaşıp geri gelsek Gözde’yle Serra’nın etrafını sarıp nargile ikram ettiklerini, “hadi kamptan çıkalım, size gece çölü gösterelim” diye tekliflerle geldiklerini gördük. Bizim kızları kurtardık ama gönlünü bedevilere kaptıran kadınlar da yok değil.

Sabah kamptaki Arap atlarını sevdikten sonra bir sonraki durağımız Lut Gölü’ne doğru yola koyulduk.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s